Sahip olduğu konumu itibarıyla tarih boyunca pek çok milletin ilgisini çekmiş olan Kafkasya, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulmasının ardından İran ile Osmanlı Devleti arasında nüfuz mücadelesine sahne olmuştur. Bu arada Rusların güçlü bir devlet olarak ortaya çıkmasıyla birlikte Kafkaslar’daki mücadele artmış ve oyuncular arasına Ruslar da katılmıştır. Rusya bu mücadelede eski gücünü giderek yitirmeye başlayan her iki devletin yerini almaya çalışırken, Osmanlı ve İran devletleri ise bölgenin Rusya ile aralarında tampon bir bölge olarak kalmasını arzulamaktaydılar. Ancak Kafkaslar uğruna verilen bu mücadele Ruslar, 1827’de İran’la Türkmençay, 1829’da da Osmanlı Devleti ile Edirne antlaşmalarını yaparak galip çıkmışlar ve hukuki olarak da Kafkaslar’ı ele geçirmişlerdir. Bununla birlikte her iki devletle doğrudan bir sınırı olmayan İngiltere Devleti ise yapılan anlaşmanın IV. maddesine, Rusya Devleti’ne verdiği protesto notasıyla tepki göstermiş ve Rusya’nın Anapa’dan Faş’a kadar olan bölgenin kontrolünü ele almasını “haksız” bulduğunu belirtmiştir. İngiltere’nin böyle bir tepki göstermesinin ardında yatan gerçek neden ise, Rusya’nın doğuya doğru yayılmasının önüne set çekmek istemesiydi.

Devamını okumak için lütfen buraya tıklayınız.

* Bu makale ilk olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi’nde yayınlanmıştır. (Sayı 38, 2003)